53 kadın kooperatifiyle Türkiye liderliğine, 68 coğrafi işaretli ürünüyle ise Türkiye 3.lüğüne yükselen Hatay, üreticisinin azmi ile küllerinden doğuyor
Büyük deprem felaketinin ardından en derin, en yürek burkan yarayı alan şehir şüphesiz Hatay’dı. Yüzyıllardır medeniyetlerin, inançların ve kültürlerin barış içinde harmanlandığı o kadim kent, 6 Şubat sabahı neredeyse tamamen yıkılmış, derin bir sessizliğe bürünmüştü. Ancak bu toprakların genlerinde, harcında binlerce yıllık bir direnç, sarsılmaz bir bağ gizliydi. İlk şokun atlatılmasının ardından, kentin sadece fiziki olarak değil, ruhuyla ve üretimiyle de ayağa kalkması gerektiği çok açıktı. İşte tam o günlerde, kentin geleceğine inanan yürekler el ele verdi ve “Hatay deprem üssü değil, üretim üssü olsun” sloganıyla sivil bir bayrak açıldı.

Bu sivil hareketin önderleri Erkan Gürkan, Alp Önder Özpamukçu ve Elif Attepe gibi isimler, şehrin hafızasından üretimin gücünü yeniden çıkarmak için çabalıyordu. Bu samimi çaba, devletin kararlı iradesiyle Hatay Valiliği’nde birleşti. Valilik bünyesinde görev yapan Mustafa Örgüt’ün fitilini ateşlediği “Hayat Hatay” çalışması, kısa sürede dalga dalga yayıldı. Projeyi adeta kendi şahsi meselesi, Hatay’a olan namus borcu olarak ele alan Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın liderliğinde bu girişim, tüm Türkiye’ye ilham verecek ve model oluşturacak devasa bir kalkınma seferberliğine dönüştü. Vali Masatlı’nın her fırsatta dile getirdiği şu sözler, aslında bu kadim şehrin küllerinden kaçıncı kez doğduğunun ve felsefesinin en net özetiydi: “Biz, tarih boyunca 7 defa yıkılıp 8 defa şehrini kurmuş bir bilinciz. 6 Şubat’ta da 8. defa yıkıldık ama 9. defa şehri yeniden ayağa kaldırmanın kararlılığı içindeyiz. Açılan her dükkan bir ailenin umudu, dönen her tezgah bir mahallenin canlılığıdır. Üretilen her ürün, Hatay’ın yeniden doğuşuna atılmış güçlü bir imzadır.”

Topraktan ve Emekten Gelen Rekorlar
Hatay bugün sadece binalarıyla değil, ekonomik ve markasal gücüyle de eskisinden çok daha gür bir sesle “Ben buradayım” diyor. Şehrin yerel dinamiklerini, unutturulmaya çalışılan o büyük potansiyelini canlandırmak adına atılan adımlar, çok kısa bir sürede ulusal çapta tarihi başarılara ve rekorlara dönüştü. Bu başarının en ön safında ise hiç kuşkusuz Hatay’ın dirençli, çalışkan kadınları yer alıyor. Deprem felaketinden önce Hatay genelinde faaliyet gösteren kadın kooperatifi sayısı 35 iken, yürütülen yoğun teşvik ve destek çalışmaları sayesinde bu sayı bugün tam 53’e yükselmiş durumda. Bu olağanüstü artışla birlikte Hatay, kadın kooperatifleri sayısında Türkiye’nin birinci sırasına yerleşerek bayrağı göğüsledi. Kadınların el emeği, kalkınmanın tam merkezine yerleşti.
Kentin marka değerini ve küresel bilinirliğini artırmaya yönelik vizyoner çalışmalar da eş zamanlı olarak meyvelerini verdi. Depremden önce kente ait coğrafi işaret tescili almış ürün sayısı 25 ile sınırlıyken, sürdürülen titiz envanter ve başvuru süreçlerinin ardından bu sayı bugün 68’e çıkarıldı. Hatay bu hamlesiyle coğrafi işaretli ürün listesinde Türkiye üçüncülüğüne yükselerek zenginliğini tüm ülkeye tescilletmiş oldu. Üretimin yeniden yüksek sesle konuşulmaya başlanması, kentin yüzlerce yıllık lezzet harikalarını da yeniden gün yüzüne çıkardı. Hatay’ın eşsiz baharatları, zeytinyağı, nar ekşisi, zahteri, tescilli künefesi ve parmak ısırtan kebapları, sadece damaklara hitap eden birer yiyecek olmaktan öte, kentin bin yıllık paylaşma ve kardeşlik kültürünün birer simgesi olarak yeniden sofralardaki yerini aldı. Vali Mustafa Masatlı’nın önderliğinde açılan Antakya Gastronomi Çarşısı, bu zenginliğin dünyaya sunulan en güçlü medeniyet mesajı haline geldi. Üstelik Hatay’ın vizyonu sadece gastronomiyle de sınırlı kalmadı; Samandağ ilçesinde kurulan ve bölgenin en modern tesislerine kavuşması hedeflenen Hatay Sörf Merkezi, dalga sörfü alanında Türkiye ve Avrupa şampiyonları yetiştirmeye başlayarak spor turizminde de kenti bir cazibe merkezine dönüştürdü. Tesis bünyesinde yer alacak sörf ekipmanları üretim atölyeleri ise spor ile yerel kalkınma arasındaki o ince ve güçlü bağı somutlaştırdı.
Tarihi Kervansarayda Kurulan Ekonomik Köprü
Hatay’ın bu muazzam ekonomik direnişi ve üretim potansiyeli, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen uluslararası ölçekte çok önemli bir organizasyonla adeta taçlandı. Avrupa Birliği (AB) ve Alman Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından ortaklaşa finanse edilen, Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu (GİZ) tarafından Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Innovation for Development (I4D) ortaklığında yürütülen RE-SEED (Sürdürülebilir İstihdam ve Sosyoekonomik Kalkınma) Projesi kapsamında muhteşem bir buluşma organize edildi.
16 Haziran 2026 tarihinde, tarihte çok önemli ticari gelişmelere ve kervan yollarına ev sahipliği yapmış olan Belen ilçesindeki tarihi Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı’nda düzenlenen “Ortak Gelecek İçin Gıda Sektörü İşletmeler Arası Eşleştirme Toplantısı (B2B)”, adeta tarihi bir güne sahne oldu. Depremden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanmayı hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen bu dev organizasyon; gıda sektöründe faaliyet gösteren yerel üreticileri, Türk ve Suriyeli girişimcileri, kadın kooperatiflerini ve KOBİ’leri Türkiye’nin en büyük perakende devleri ve satın alma profesyonelleriyle aynı çatı altında buluşturdu. Gün boyu süren ikili iş görüşmeleri, Hataylı üreticilerin doğrudan ulusal pazarlara erişmesini kolaylaştırırken, uzun vadeli ticari ortaklıkların ve yeni istihdam kapılarının da temelini attı.
Sektörün Öncüleri Hatay İçin Tek Yürek Oldu
I4D Proje Müdürü Doğan Çelik, GİZ Özel Sektör ve Kalkınma Danışmanı Uğur Demir ve Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın vizyoner açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında düzenlenen panel oturumları, salonu dolduran üreticilere adeta birer rehber niteliğindeydi. Doğan Çelik’in moderatörlüğünü üstlendiği “Market Rafına Giden Yol: Üreticiler için Satın Alma Süreci” başlıklı ilk panelde; Migros Bölge Pazarlama Müdürü Gökhan Çopuroğlu, A101 Bölge Satın Alma Müdürü Atakan Atalar ve İstanbul Ticaret Odama Perakende Komitesi Başkanı aynı zamanda Happy Center CEO’su Yavuz Altun konuşmacı olarak yer aldı. Sektörün bu dev isimleri, büyük perakende zincirlerinin satın alma politikalarını ve yerel bir ürünün ulusal bir rafa taşınırken geçmesi gereken tüm evreleri tek tek paylaştı.
Hemen ardından Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Doğru Ürün, Doğru Raf: Perakende Kategorisinde Üretici Konumu” isimli ikinci panelde ise; TURYİD Başkan Yardımcısı Ebru Koralı, Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Alp Önder Özpamukçu, TÜRES Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Ermiş ve PERDER İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kartal söz aldı. Panelistler, doğru ürün konumlandırması, kategori yönetimi, ambalajlama kalitesi ve modern tüketici beklentilerinin yerel üreticiler üzerindeki doğrudan etkilerini değerlendirerek Hataylı girişimcilere hayati tavsiyelerde bulundular. Protokol sıralarında ise Belen Kaymakamı Onur Şan’dan DOĞAKA Genel Sekreteri Oğuz Alibekiroğlu’na, KOSGEB Müdürü Mustafa Öztaş’tan ilçe belediye başkan yardımcılarına ve HASİAD Başkanı Ahmet Horoz’a kadar kentin tüm dinamikleri üreticilerin arkasında kenetlenmiş bir şekilde hazır bulundu.
Geleceğe Yürüyen Umut Markaları
Etkinliğin kuşkusuz en heyecan verici, en duygu yüklü ve en göz alıcı kısmı, kervansarayın tarihi avlusunu dolduran stantlardı. Zeytinden kömbeye, salçadan ipeğe, tıbbi aromatik bitkilerden künefeye kadar Hatay’ın ruhunu ve bereketini ürünlerine yansıtan yerel markalar, gururla ürünlerini sergiledi. Kuser Tarım, İnci Fırın, Esmergil Baharatları, Defneden Pelet Kozmetik, Dalgaç Gıda Künefe, Aryus Natural, Yarseli Olive Oil, Ramita Ticaret, Zad Foods Gıda ve Utku Pastanesi gibi yerel ekonominin bayraktarlığını yapan markalar ticari bağlantılar için masadaydı.
Onların hemen yanında ise Hatay’ın azmini dünyaya haykıran kadın kooperatifleri göz kamaştırıyordu. Belen Üreten Eller, Hatay Altınözü Zeytin Emeği, Kırıkhan Kadın Girişimi, İskenderun Demeter Hünerli Eller, Defne Ağacı, Medeniyetler Bahçesi, Dörtyol, Antakya Şubat, Antakya Tatları, Rihen, Yeniden Hatay, Antakya Anne Eli, Gökkuşağı, Horanta, Payas Emekçi Kadınlar, Vakıfköy, Samandağ ve Hatay Üreten Eller Kadın Girişimi Kooperatifleri ürettikleri her bir kavanozda, dokudukları her bir kumaşta Hatay’ın yeniden doğuşunun hikayesini anlatıyordu.
Hatay Valiliği ve Güvenilir Ürün Platformu’nun büyük katkılarıyla hayata geçen bu tarihi buluşma; Migros, CarrefourSA, BİM, A101, Trendyol, Hepsiburada, Getir, Pazarama, Happy Center, Caffè Nero, Çağrı Market, Özenler Market ve Tarım Kredi Market gibi dev yapıların satın almacılarını yerel emekle doğrudan buluşturarak çok güçlü bir sinerji yarattı. Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı’nın asırlık taş duvarları arasında yankılanan bu iş birlikleri ve atılan imzalar net bir şekilde gösteriyor ki: Hatay sadece yaralarını sarmıyor; o kadim unvanına yaraşır bir şekilde, Türkiye’nin en ilham verici, en güçlü ve en mağrur üretim ve dayanışma sembolü olarak geleceğe doğru dev adımlarla yürüyor.