
ması gereken bir kesim olarak algılanır
ve lanse edilir ki bu da pek doğru değil
dir. Çünkü iş dünyası bizatihi sıkıntılara
muhatap olan, bir sorunu olduğu zaman
yalnız başına kalıveren bir kesimdir. Ama
tüm bunlara rağmen girişimcilik güzeldir
ve zevklidir ki hepimiz tüm bu “sıkıntı”
diye nitelediğim işleri yapar hâlde olmu
şuzdur.
MÜSİAD sosyal ve iş hayatınızın çok
önemli bir parçası oldu. Çok kritik
zamanlarda sivil toplum kuruluşları
içinde yer aldınız? Nasıl dönemler
yaşadınız?
1994-2004 yılları arasında MÜSİAD
Yönetim Kurulunda yer aldım. Son iki
yılda da başkan yardımcısı olarak bulun
dum. 90’lı yılların ikinci yarısı özellikle 28
Şubat dönemi MÜSİAD üyesi ve MÜSİ
AD ilkelerine bağlı iş adamlarına yönelik
baskıların ve ayrımcılıkların olduğu bir
dönemdi. Hakikaten ciddi bir sınav ge
çirdik. Siyasi sahada bazı ayrışmaların
ortaya çıktığı zamanlarda da MÜSİAD
dengeli bir duruş göstermeye gayret
etmiştir. Bir de yurt dışı merkezli çok
ortaklı şirketlerin hızla arttığı dönemde
MÜSİAD önemli bir sınav vermiştir. Bu
tür şirketlerin bazen reel olmayan kâr
dağıtım iddialarına karşı buralara ortak
olacak kişilere yerinde uyarılar yapma
ya çalışan MÜSİAD bence o dönemde
önemli bir fonksiyon görmüştür. MÜSİ
AD, yurt içi fuar organizasyonları ve yurt
dışı fuar katılımları ile üyeleri için önemli
bir ufuk açma işlevi görmüştür. Özellikle
grup ziyaretleri ile yurt dışına gidip ora
larda ciddi iş bağlantıları kuran birçok
üyemizin bu başarı hikâyeleri çok özen
dirici olmuştur. Ayrıca hem yurt içinde
hem yurt dışında birçok ortak girişim de
MÜSİAD çatısı altında gerçekleşmiştir.
MÜSİAD’ın Türk ekonomisi için büyük bir
güç haline gelen bu sivil toplum kurulu
şumuzun bir diğer önemli bir fonksiyonu
da kendisinden sonra bu alanda kurulan
birçok benzer amaçlı dernek için güzel
örneklikler oluşturmuş olmasıdır.
Ardından İTO yılları başladı. İstanbul
ekonomisini temsil eden bu asırlık
kuruluşta neler değişti? Hangi
projeleri başlattınız.
Benim İTO ile ilişkim 1995 seçimle
rinde Basım Yayın Komitesi üyesi ola
rak seçilmekle başladı. 1997 yılında da
Meclis üyesi oldum. O tarihten itibaren
günümüze kadar basın yayın dünyasının
sorunlarını İTO zemininde takip etmek
gibi bir görevin içinde yer aldım. 2005
yılındaki seçimlerde Murat Yalçıntaş’ın
başkan olduğu yönetimde ben de yöne
tim kurulu üyesi olarak yer aldım. 2009
yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin
Mütevelli Heyet başkanlığına seçildim ve
bu görevi 4 yıl boyunca yapmaya gayret
ettim. 2022 yılından itibaren de bilindiği
üzere Meclis başkanlığı görevini üstlen
dim.
Bizim yakın arkadaş grubumuzun
yönetimde olduğu dönemlerde daha
çok üye merkezli faaliyetler yapmaya
gayret edilmiştir. KOBİ’lere yönelik bir
çok yeni faaliyet uygulamaya konulmuş
tur. İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne gerek
mekânsal anlamda gerekse de içerik ve
programlar anlamında önemli katkılar
sağlanmıştır. Küçükyalı ve Sütlüce kam
püsleri tamamen 2005 yılı sonrasında
üniversiteye kazandırılan eğitim mekân
ları olmuştur. Bu dönemin en önemli ka
zanımlarından birisi de Savunma Sanayi
Müsteşarlığı ile birlikte kurulan İstanbul
Teknopark’tır. Bir de “Bilgiyi Ticarileş
tirme Merkezi” adlı yapı, girişimci genç
beyinler ile yatırım yapmak isteyenleri
buluşturan güzel bir mecra olarak orta
ya çıkmıştır. İTO ve bağlı kuruluşların 20
yıllık süre zarfında yaptıklarına bakıldı
ğında çok fazla hizmetin başarıyla yerine
getirildiğini görmek mümkündür.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli
Heyeti başkanlığını yürüttünüz bir
dönem. O yıllar üniversitenin daha
gelişme yıllarıydı sanırım. Neleri
amaçladınız ve gerçekleştirdiniz?
Biraz önce değindiğim gibi üniver
sitemizin mekân yönünden bir hayli
kazanımı oldu bu sürede. Küçükyalı’yı
büyüttük, Sütlüce’deki kampüsü aldık
ve hizmete soktuk. Okulumuzun eğitim
kadrosu ciddi anlamda zenginleşti. Bö
lümleri ve hedeflerini yeniden gözden
geçirdik. Çok sayıda araştırma merkezi
kurduk. Bunların hepsi çok etkili bir şe
kilde çalışmamış olsa da bir kısmı önemli
faaliyetler gerçekleştirdi. Okulu bir yan
dan ilmî araştırmalar yapan diğer yan
dan da sektörlere ve piyasaya eleman
yetiştiren bir hüviyete kavuşturmak için
gayret sarf ettik. 2022 yılında başlayan
yeni dönemde de İsrafil Kuralay Bey’in
başkanlığında yapılan çalışmalara katkı
sağlamaya çalışıyorum.
Akademik bir unvanınız var. Şu an
üniversitede öğretim üyeliğiniz
sürüyor. İstanbul’un kentsel
gelişimindeki kırılma noktalarını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Üniversite yıllarında ağırlıklı düşün
cem akademik hayata devam etmekti.
Fakat iş hayatının da içinde bulunmam
dan dolayı bu niyetimi tam anlamıyla