enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7365
EURO
52,7402
ALTIN
6.931,36
BIST
14.202,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Çok Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
14°C
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C

2025 Fırtınalı ama ufuk çizgisine yakın

9 Aralık 2025 10:00
25
A+
A-

Takvim yaprakları bir bir koparıldı. 2025’in sonuna yaklaşırken, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de en belirleyici “geçiş yıllarından” birini geride bırakıyoruz. Bu yıl ne sadece istatistiklerin yılıydı ne de sadece manşetlerin. 2025, bir “sabır ve inşa” yılı olarak hafızalara kazındığını düşünüyorum.

Türkiye değişiyor, zorlanıyor ama aynı zamanda kabuk değiştiriyor.

 Zorlu Reçete ve Dijital Meyveler

Yılın ilk yarısı, “acı reçete”nin en sert hissedildiği dönemdi. Enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımlar, piyasayı soğuturken vatandaşın alım gücünü zorladı. Finans Merkezi’nin (İFM) gökdelenleri yükselirken, sokaktaki vatandaşın gündemi market etiketleriydi.

2025 ekonomisi; eski alışkanlıkların (yüksek enflasyon) enkazı üzerinde, yeni ve katma değerli bir yapının oluşmaya başladığını da görüyoruz.

Dünyanın Enerji “Anakartı”

Türkiye’nin kuzeyinde savaşın yorgunluğu, güneyinde  istikrarsızlığın gölgesi sürerken; Türkiye 2025’te sadece bir köprü olmadığını, bölgenin “enerji anakartı” olduğunu gösterdi.

Neyi ne kadar yanlış yaparsak yapalım. Dünyanın bu mevcudiyetinde hala önemli bir noktada ve dengesini kurabilecek pozisyondayız. Avrupa’nın dünyanın hiçbir yerinden göç almama politikası sosyal yapısını bozmamaya çalışırken üretim merkezi olmaktan uzaklaşması sonucu. Türkiye üretim merkezi olmaya aday bir kıyafeti üzerine aldı. Sosyal yapımızı bozmaya başlayan tehlikeli bir tetik olmasına rağmen güvenlik ve adalet konusunda atılım yapma yılımız 2026 olmalı.

Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya transferindeki kritik rolümüz ve Hazar havzası ile kurulan yeni boru hattı diplomasisi, Ankara’yı Brüksel ve Moskova arasında vazgeçilmez bir “denge merkezi” haline getirdi. Suriye ile normalleşme sürecinde atılan somut adımlar, sınır güvenliğinden öte, bölgesel ticaretin yeniden canlanması için bir umut ışığı yaktı.

Dijital Kaygılar ve gelişmeler ile birçok zirve ve toplantı yapıldı

Peki, tüm bu makro gelişmeler sokağa nasıl yansıdı? 2025, toplumsal hafızamızda “Barınma Krizi”nin tavan yaptığı ama çözümlerin de sertleştiği yıl oldu.

Sosyolojik olarak ise ilginç bir ikilem yaşadık: Bir yanda yapay zekânın işlerimizi elimizden alacağı korkusuyla dijital okuryazarlığa saldırdık, diğer yanda 90’lar retro akımıyla geçmişin samimiyetine sığındık. Bizi birleştiren tek şey ise yine spor oldu. Filenin Sultanları ve Milli Takım’ın başarıları, ekonomik yorgunluğun üzerine sürülen en etkili merhem oldu.

Sokak yorgun ama dirençli. Teknolojiye hızla adapte olan genç nüfus ile yaşam maliyetiyle mücadele eden orta sınıf, 2025’in gerçek kahramanlarıydı.

2025, ne tam anlamıyla bir zafer yılıydı ne de bir kayıp. Bu yıl, temellerin sağlamlaştırıldığı, “Fırtınadan Sonraki Ufuk”un netleşmeye başladığı yıldı. Şimdi gözler 2026’da…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.