
Önümüzdeki süreçte ihracatçı KOBİ’lere sağlanan kredi desteklerinin geçmiş dönem performanslarına (past performans mekanizması) göre artırılması konusunu gündemimize almamız gerektiğine inanıyoruz”
indiriminin, diğer tedbirlerle gerçek hedefine ulaşarak, üretimde büyümeye ve ülke kalkınmasına katkı veren bir sürece dönüşeceğine inanıyoruz.” görüşünü bildirdi.
KOBİ kredilerinde büyüme sınırının en azından ihracatçı firmalar için yükseltilmesi değil, tamamen kaldırılması gerektiğini belirten Avdagiç, “Sonuç olarak şu öneride bulunuyoruz. Önümüzdeki süreçte ihracata düzenli ve artan katkı veren KOBİ’lere sağlanan kredi desteklerinin, geçmiş dönem performanslarına (past performans mekanizması) göre artırılması konusunu gündemimize almamız gerektiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
– “Küresel ticarette kaotik dönem Türkiye için bir dönüşümün başlangıcı”
İTO Başkanı Avdagiç, konuşmasında Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD’de Başkan Trump yönetiminin, aralarında AB ve Türkiye’nin bulunduğu ticaret ortaklarından ithal edilen ürünlere uygulayacağı yüzde 15 ek gümrük vergisinin de geçen hafta itibariyle uygulamaya girdiğini hatırlatan Avdagiç, “Uygulama kapsamında Türkiye, AB, Japonya ve Güney Kore’den ithal edilen otomobiller dahil çoğu ürün için yüzde 15’lik ek gümrük vergisi alınacak. ABD ile ticaret anlaşması imzalamamış diğer ticaret ortakları için ise yüzde 41’e varan gümrük vergileri getirilecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun daha yüksek vergi oranlarına muhatap olan ülke şirketlerinin, vergi oranı daha düşük ülkelere yatırım yapması yönündeki eğilimi güçlendirebileceğini kaydeden Avdagiç, devamında şunları söyledi:
“Küresel ticarette yaşanan bu kaotik dönemi, konjonktürel olmaktan çok yapısal bir dönüşümün başlangıcı olarak görüyoruz. Korumacılığın baskın tema niteliği giderek daha da güçleniyor. Bir başka ifadeyle küresel ekonominin yeni dinamiklerini korumacılık şekillendirecek. Dolayısıyla korumacılık eğilimlerinin yol açacağı sarsıntılara karşı Türkiye dahil dünya ekonomisinin şimdiden hazırlık yapması büyük önem taşıyor. Bu noktada iki konu başlığı öne çıkıyor: İlk aşamada ve öncelikle yatırım ortamını süratle ve mümkün olan en yüksek seviyede iyileştirmek, bu dönemin olmazsa olmaz koşullarının başında geliyor. İkinci olarak, yine her fırsatta ifade ettiğimiz gibi, Türkiye bu yeni dönemde çok az ülkenin sahip olduğu lojistik ve tedarik potansiyelini gecikmeden hayata geçirmek zorundadır.
Bu konuda doğru adımlar atıldı. Sözgelimi İstanbul Havalimanı, bugün itibariyle bağlantılı uçuşlarda dünyadaki tüm rakiplerini geride bırakmış durumdadır. Ülkemizin iddialı ve kararlı bir vizyon belgesi ortaya koyarak bu başarıyı, deniz ve özellikle demiryolunda da yakalaması elzemdir. Türkiye, yeniden şekillenen küresel tedarik zincirinde treni kaçırmamak için, demiryoluyla yük taşımanın payını en geç 5 yıl içinde, en az yüzde 30’lar seviyesine çıkarmayı hedeflemelidir. Bunu başardığımız takdirde küresel ekonomide meydana gelen olumsuz gelişmelerden etkilenmemiz en az seviyede kalacak, hatta birçok konuyu ülkemiz lehine çevirmek mümkün olacaktır.”