
Şubat Meclis Toplantısı’nda Konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan:
“Korumacılığın ve Ticaret Savaşlarının Öne Çıktığı Bir Dünyaya İlerliyoruz”İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin
şubat ayı olağan toplantısı “Küresel Gelişmeler Işığında 2025 yılında Türkiye Ekonomisine Bakış: Riskler ve Fırsatlar” ana
gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.
İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, Bloomberg HT Genel Yayın
Yönetmeni Açıl Sezen moderatörlüğünde
gazeteci Afşin Yurdakul, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Altay Atlı ve İstanbul
Ekonomi Danışmanlık Kurucu Ortağı Sinan
Ülgen’in katıldığı panel düzenlendi. İSO Yönetim Kurulu Üyeleri, İSO Meclis Üyeleri ve
basın mensuplarının takip ettiği toplantıda
gündeme yönelik değerlendirmeler paylaşıldı.
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal
Bahçıvan, Meclis konuşmasında yaptığı
konuşmada “Küreselleşmenin ana itici güç
olduğu bir dünyadan korumacılık ve ticaret
savaşlarının öne çıktığı bir dünyaya doğru
ilerliyoruz. Gelişmiş ülkeler, ‘içeride üretim’
fikrini giderek daha fazla benimsiyor. ABD
ile Çin arasındaki ticaret savaşının daha da
tırmanması ve Çin’in elinde oluşacak kapasite fazlasını dünya pazarlarına fiyat kırarak
yaymaya yönelmesinin yaratacağı sonuçları,
iş insanları olarak sanırım hayal edebiliyoruz.
Bu da ilerlediğimiz dönemde üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir risk başlığı”
dedi.
İSO şubat ayı olağan Meclis toplantısı,
İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz tarafından
açıldı. Yılmaz, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Güç mücadelesi sadece askeri alanda
olmayıp, ticaret, teknoloji, enerji, sermaye
hareketleri gibi birçok alana yayılarak şiddetlendi ve beraberinde ülkelerdeki milliyetçi, korumacı ve popülist politikaların giderek
daha fazla destek bulmaya başladığını görüyoruz. Küresel ekonomi alanında ise enflasyonla mücadele kapsamında gösterilen
başarılı performans, ekonomik büyümede
ve gelir dağılımında gösterilemediğini hatta
ABD, Çin, Almanya ve diğer büyük ekonomilerindeki farklı yapısal sorunlar ciddi bir yavaşlamaya neden olurken, dünyada en
fazla çatışmanın yaşandığı enerji kullanımında önemli bir dönüşüm yaşanmaya başladı.
Yenilenebilir enerji üretimi, özellikle
güneş ve rüzgâr santrallerinin ekonomik
olarak daha cazip hale gelmesiyle birlikte
bu alanda ciddi şekilde yatırımların arttığını görüyoruz. Özellikle elektrikli araçların
üretiminde Çin’deki üreticilerin teknolojik
atakları nedeniyle, dünyadaki isim yapmış
önemli otomobil üreticileri sıkıntılı ve zor
günler yaşamaktadır. Bu değişim, küresel
güç dengelerini de ciddi şekilde etkileyeceği
gibi Türkiye’de gerekli yatırımlar ve önlemleri almamız halinde net enerji ithalatçısı olan
ülkemizin cari açığına pozitif katkı yapacak
gibi görünüyor.”
Ana gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşmasının ardından İSO Meclis
Başkanı Ender Yılmaz, gündeme dair konuşmasının ardından açılış konuşmasını
gerçekleştirmek üzere İSO Yönetim Kurulu
Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti.
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan,
dünya sisteminde hiç kimsenin beklemediği
ve tahmin edemeyeceği bir hızda; insanları
çok şaşırtan önemli gelişmeler yaşandığını
söyledi.
Bahçıvan, “İyimserler müzakere ve
diyalog yoluyla yeni bir küresel dengenin
oluşacağına inanırken; karamsarlar üçüncü
dünya savaşı riskinin giderek arttığına vurgu
yapıyor. Son 30 yılın dengeleri değil, İkinci
Dünya Savaşı sonrası 1945 yılında kurulan
dengeler yıkılıyor, başta NATO olmak üzere uluslararası kurumlar sarsılıyor, Avrupa’nın
geleceği ve güvenliği tartışılıyor. Bir süredir
tartıştığımız küreselcilikten uzaklaşma ve
yeni korumacılık da ABD’de yapılan başkanlık seçimlerinden sonra ülkelerin gündemine
damga vurmaya başladı. Bu önemli gelişmeler ülkemizi de yakından ilgilendiriyor.
Gidişat çok hızlı ve sarsıcı. Ezber bilgi, kalıplaşmış bakış açıklarıyla kavranamayacak
boyutlarda bir tablo var karşımızda” ifadelerini kullandı. ABD ekonomisinin bu yıl 30
trilyon doların biraz üzerinde bir büyüklüğe
ulaşmasının beklendiğini de hatırlatan Bahçıvan, özetle şunları söyledi:
“ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının
daha da tırmanması ve Çin’in böyle devasa
bir pazarda çok yüksek gümrük duvarlarına
maruz kalması durumunda, elinde oluşacak
kapasite fazlasını dünya pazarlarına fiyat
kırarak yaymaya yönelmesinin yaratacağı
sonuçları, iş insanları olarak sanırım hayal
edebiliyoruz. Bu da ilerlediğimiz dönemde
üzerinde hassasiyetle durmamız gereken
bir risk başlığı. Rekabetin giderek yoğunlaştığı yarı iletkenler, elektrikli araçlar ve yeni
nesil ürünlerin üretiminde kullanılan nadir
elementler de yakın gelecekte ülkeler arasındaki gerginliği artıracak unsurlar arasında.”
ABD’nin gümrük tarifelerinde sıranın
AB’ye geleceği yönünde endişelerin yoğunlaştığını, AB’nin ise halihazırda yapısal
bir açmaz yaşadığını da belirten Bahçıvan,
şöyle konuştu:
“AB ekonomisindeki sistematik tıkanma, artan gelir eşitsizliği ve ciddi boyutlara
ulaşan göç sorunu bölgede aşırı milliyetçilik yanlısı siyasi akımların yükselişini, siyasi
istikrarsızlık risklerini de beraberinde getiriyor. ABD’den bir gümrük tarifesi adımının
gelmesi de en önemli dış pazarımız olan
AB’deki durumu daha da içinden çıkılmaz
bir noktaya taşıyabilir. Önümüzdeki dönemde bu kritik ticaret partnerimizdeki gelişmeleri hem genel olarak olduğu gibi hem de
ülke bazında da çok yakından takip etmek
ve gerekli önlemleri geç kalmadan almak
durumundayız.”
Bahçıvan, 2025 yılı itibarıyla belirli bir istikrar içinde büyümeye devam eden küresel
ekonomiye yönelik olarak şunları da söyledi:
“Söz konusu büyümenin dört temel
özelliği göze çarpıyor. İlki; büyümeyi hizmet sektörleri sürüklüyor, imalat sanayileri
daralma içinde. İkincisi; büyüme tarihsel
olarak oldukça yavaş bir tempoda ilerliyor:Üçüncüsü, büyüme bölgesel olarak da dengesiz dağılım gösteriyor. Ve son olarak; risk
ve belirsizlikler hiç olmadığı kadar yüksek.
Dünyada ‘çoklu kriz’ ortamı her geçen gün
şekil değiştirerek devam ederken, finans
oyuncularının risk alma ve riskten kaçınma
davranışlarında da ilginç gelişmelere tanık
oluyoruz. Kısacası, büyümenin zayıf, dengesiz ve kırılgan ilerlediği, ticaret gerilimlerinin
enflasyonist riskleri canlı tuttuğu, buna karşılık faizlerin küresel kriz sonrası yıllara göre
oldukça yüksek seyrettiği bir iklim söz konusu. Haliyle risk iştahının da inişli çıkışlı olduğu
böylesi bir ortamda, kırılganlıkları yüksek
gelişmekte olan ülkeler açısından şartların
elverişli olduğunu söylemek bir hayli zor.
Doğrudan yabancı yatırım girişlerinde son
beş yılın ortalamasında gelişen ülkelerdeki
artış, gelişmekte olan ülkelere kıyasla çok
daha yüksek.”
Yapılan açılış konuşmalarının ardından
İSO şubat ayı olağan Meclis toplantısı, Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen moderatörlüğünde gazeteci Afşin
Yurdakul, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr.
Altay Atlı ve İstanbul Ekonomi Danışmanlık
Kurucu Ortağı Sinan Ülgen’in konuşmacı
olarak yer aldığı panel ile devam etti. Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen
panelin girişinde yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:
“Hepimiz her gün birçok karmaşık ve
birbirine geçmiş gelişmelerle karşılaşıyoruz.
Küresel ölçekte yaşanan olayları anlamlandırmak giderek zorlaşıyor. Özellikle son
yıllarda dünya siyasetinde belirgin bir yön
değişimi gözlemliyoruz. 2011 yılında ABD,
bir strateji belgesiyle Asya-Pasifik bölgesini
birinci öncelik olarak belirledi ve Çin’in ilerleyişini yavaşlatmayı amaçlayan bir deklarasyonda bulundu. O günden itibaren ABD-Çin
ilişkileri farklı bir düzleme geçti. Trump yönetiminin de önceliklerinden biri Asya-Pasifik ve Çin ile gireceği uzun soluklu mücadeleyi doğru okumak ve yönetmekti. Ancak,
bu süreçte karşısında çözmesi gereken bazı
temel ekonomik problemler var.”
İstanbul Ekonomi Danışmanlık Kurucu
Ortağı Sinan Ülgen, panelde yaptığı
konuşmada özetle şunları söyledi:
“Trump yönetiminin icraatlarını incelediğimizde, bunların rastlantısal ya da yalnızca
bireysel tercihler olmadığını, aksine belirli bir
iç dinamiğe dayandığını görüyoruz. ABD’nin
iç siyasetinde yaşanan dalgalanmalar, dış
politikasına da doğrudan yansıyor. Tıpkı bir
salıncak gibi; iç politikadaki ideolojik dönüşümler, seçim sonuçları ve yönetim değişiklikleri, ABD’nin küresel pozisyonunu sürekli
olarak etkiliyor. ABD’nin uluslararası aktör
olarak nasıl bir yön izlemesi gerektiği konusunda derin bir ayrışma mevcut. Bir yanda
geleneksel ittifak ruhuna bağlı kalanlar var,
diğer yanda ise ulusal menfaatlerini her şeyin önüne koyan, anlık ve pragmatik çözümler üreten bir anlayış. Trump yönetimi döneminde gördüğümüz gibi, ittifaklara olan bağlılık bir öncelik olmaktan çıktı. Önemli
olan, ABD’nin menfaatine olan çözümün
hemen uygulanması. ABD’nin yönü, dünya
politikasında belirleyici bir etkiye sahip.”
Panelistlerden Gazeteci Afşin Yurdakul,
konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Cevaplarını henüz bilmediğimiz pek
çok soru var. Çünkü şu anda, hepimiz yeni bir
dinamiğin içine girmiş durumdayız. Trump
yönetiminin federal fonların kısıtlaması ya
da tamamen durdurması gibi kritik kararlar,
üniversitelerden araştırma projelerine, sosyal programlardan çevre politikalarına kadar geniş bir alanı etkiliyor. Özellikle de toplumsal cinsiyet, yenilenebilir enerji ve diğer
bazı alanlara yönlendirilen kaynaklar, yeni
yönetimin ideolojik bakış açısıyla örtüşüp
örtüşmediği üzerinden değerlendiriliyor.
Ancak burada çok önemli bir noktaya dikkat
çekmek istiyorum: Amerikan üniversiteleri
dünya çapında bir çekim merkezi. En parlak
zihinler buraya geliyor, bilimsel araştırmalar
burada şekilleniyor. Eğer fon kesintileri nedeniyle bu projeler durursa, bilim insanları
alternatif arayışlara yönelirse, ABD’nin küresel marka değeri büyük bir darbe alır. Bunun
yanı sıra, iç siyasetindeki karmaşıklık sadece
bugünü değil, geleceği de şekillendirecek.”
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Altay
Atlı da panelde yaptığı konuşmada şu
hususlara dikkat çekti:
“Bugün küresel dengelerin hızla değiştiği bir dünyada yaşıyoruz. Çin, küreselleşmenin sunduğu fırsatları en iyi değerlendiren
ülkelerden biri olarak, bugün dünya ekonomisinin en önemli aktörlerinden biri haline
geldi. Oysa küreselleşmenin öncüsü olan
Amerika Birleşik Devletleri, giderek içine kapanan bir politika izlemeye başladı. Bu yeni
küresel düzensizliğin en önemli dinamiklerinden biri ABD-Çin rekabeti. Ancak mesele
sadece ticaret savaşları veya gümrük tarifeleri değil; çok daha derin bir dönüşüm söz
konusu. Peki, biz şu an nasıl bir dünyadayız?
Çok kutuplu bir düzende miyiz, yoksa hâlâ
iki kutuplu bir mücadele mi var? Belki de
“kutuplar sonrası” bir döneme tanıklık ediyoruz. Net olan bir şey var: Dünya yeni bir
denge arayışında.” Düzenlenen panelin ardından İSO şubat ayı Meclis toplantısı, İSO
Meclis Üyeleri’nin ana gündem maddesine
ilişkin görüş ve değerlendirmelerini iletmesiyle devam etti. İSO Meclis Üyeleri’nin panelistlere global ekonomi hakkında sorularını yönelttiği soru-cevap bölümünün ardında
da toplantı sona erdi.