enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7504
EURO
52,7814
ALTIN
6.918,96
BIST
14.202,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
14°C
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C

Türkiye’yi Çin+1 stratejisinde umutlu kılan 7 üstün sektörümüz var

Türkiye’yi Çin+1 stratejisinde umutlu kılan 7 üstün sektörümüz var
19 Mayıs 2025 22:41
9
A+
A-

Tedarik zincirinde yaşanabilecek kaymalar, Türkiye için önemli fırsatlar doğuracak gibi
görünüyor. Nitekim, küresel şirketlerin Çin’e
bağımlılıklarını azaltma arayışında, Türkiye
önemli bir alternatif üretim merkezi olarak
öne çıkıyor.
Son dönemde “Çin+1 Stratejisi” diye bir
yaklaşım söz konusu. “Çin+1 stratejisi”, küresel
şirketlerin üretim süreçlerini yalnızca Çin’e bağımlı olmaktan çıkarıp en az ikinci bir ülkeye
kaydırma eğilimini ifade ediyor.
Bu strateji, özellikle son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, COVID-19 salgını ve Çin’deki
katı kapanma politikaları nedeniyle ivme kazandı. Analistler, ABD-Çin ticaret savaşlarının
bu eğilimi daha da güçlendireceğine dikkat
çekiyor.
Bize göre Türkiye, bu stratejiden maksimum oranda yararlanma fırsatına sahip.
Uzmanlar, “tedarik zinciri riskini azaltmak,
jeopolitik risklerden kaçınmak, lojistik avantajı
sağlamak ve maliyetleri düşürmek” amacı
taşıyan Çin+1 Stratejisi’nden en fazla yarar
sağlayabilecek diğer ülkelerin de Vietnam,
Hindistan, Endonezya, Bangladeş ve Polonya
olduğunu not ediyorlar.
Biz aslında bu 6 ülkenin en ön sırada olanı
olabiliriz. Çünkü ciddi avantajlara sahibiz. Her
şeyden önemlisi, “Avrupa’ya coğrafi yakınlık, gelişmiş sanayi altyapısı, Gümrük Birliği
avantajı ile birlikte genç ve nitelikli işgücüne”
sahibiz.
Temel sektörler itibariyle baktığımızda,
Türk iş dünyası olarak bizi, “Çin+1 Stratejisi”nden yararlanmada umutlu kılan 7 üstün sektörümüz bulunuyor:
1- “Hızlı teslimat (fast fashion) için ideal
coğrafi konum, Avrupa standardında üretim
yeteneği ve Çin’den uzaklaşan Avrupalı markalar için güçlü alternatif olma niteliği” tekstil
ve hazır giyim sektörümüz için önemli bir imkân sağlıyor.
2- “AB pazarına gümrüksüz erişim, yüksek kaliteli ara malı üretim potansiyeline”
sahip olması; elektrikli ve elektronik ürünler
sektörümüzü avantajlı kılıyor.
3- Güçlü ana sanayi ve tedarik sanayi altyapısı ile batarya, yazılım, kablo sistemlerinde
büyüyen kapasite, lojistik ve maliyet avantajı
otomotiv sanayimiz için önemli fırsatlar getiriyor.
4- Rekabetçi fiyatlı üretim ve mühendislik kabiliyeti, bölgesel üretim ve montaj
üsleri için ideal altyapı ile büyüyen Ar-Ge ve
inovasyon kapasitesi makine ve endüstriyel
ekipman sektörlerimiz için avantaj…
5- Avrupa’ya yakınlık ve büyük iç pazar,
yenilenebilir kimyasallar ve Yeşil Dönüşümde
işbirliği potansiyeli kimya ve petrokimya sektörümüzü üstün kılıyor.
6- Taze sebze-meyve, kuru gıda ve işlenmiş ürünlerde güçlü üretim kapasitesi,
GDO’suz üretim avantajı, helal sertifikalı ürünlerle Orta Doğu pazarına erişim fırsatları gıda
ve tarım sektörümüze imkan sağlıyor.
7- Son olarak; yerli ve milli savunmada
gelinen ileri seviye ve NATO üyeliği sayesinde
Batılı üreticilerle işbirliği imkânları, savunma
havacılık sanayii için büyük fırsatlar sunuyor.
Elbette üstünlüğümüz bunlarla sınırlı değil. Türkiye bu sektörler başta olmak üzere,
birçok alanda alternatif bir üretim merkezi
olma potansiyelini ciddi biçimde koruyor. Bu
anlamda Türkiye, hiç kuşkusuz “Çin+1 Stratejisi”nin önde gelen adaylarından biridir.
Ama şunu unutmamamız gerekiyor.
Dünya şirketleri Çin+1 Stratejisi uyguluyorlar,
o halde koşa koşa bize gelecekler… Hayır, bunun için bizim de yapmamız gerekenler var.
Nelerin yapılması gerektiği ise açık:
Yatırım ortamını iyileştirmeliyiz; kurumsal
kapasitemizi ve dijital altyapımızı güçlendirmeliyiz, yatırım teşviklerinde hedef sektörlere
odaklanmalı ve lojistik yatırımlarının önünü
açmalıyız.
Ekonomi dinamik bir yapıya sahiptir, her
ulaştığınız hedef nihai olarak varmanız gereken yer değildir, ulaşılan her hedef yeni bir
hedefi doğurur.
Türkiye de ancak bugüne kadar yaptıklarının üzerine her gün ve her yıl yenisini koyarak daha büyük bir ekonomiye sahip olacaktır.
Eskilerin tabiriyle bu saydıklarımı, “mütemadiyen” yapmak durumundayız. Yavaşladığımız an, rakip ülkelerin öne geçtiği an
olacaktır.
Bu nedenle diyoruz ki, eğer biz bu ve
benzeri hazırlıkları yapabilir ve bunun için de
sürekli eylem halinde olursak; Türkiye orta
vadede gerçek anlamda alternatif bir üretim
merkezi haline dönüşecektir. Hem de kalıcı
olarak.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.