
İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken ile bir söyleşi gerçekleştirdik: Balkan göçmeni bir aileden geliyorsunuz. Ata topraklarıyla bir bağlantınız var mı? Hem anne hem de baba tarafından dedelerimiz Rumeli’den 1920’lerde mu hacir olarak Türkiye’ye gelmişler. Baba tarafımız için önce Manisa’da yer göstermişler. Dedemler 7 kardeş imiş. Rahmetli babam Manisa doğumluydu. Fakat babam henüz 3 yaşında iken Osman dedem diğer kardeşlerini Manisa’da bırakıp İstanbul’a taşınmaya karar vermiş. Anne tarafı ise direk İstanbul Fatih’e gelmişler. Annem Fatih doğumludur, ben de doğma büyüme Fatihliyim. Ata toprakları ile sadece gönül bağlantımız var. Dedelerimizin doğdukları ve bir dönem yaşadıkları yerleri birkaç sefer dolaştım. Selanik, Kılkış, Manastır; bü yüklerden ismini duyduğum yerlerdi. Ama dolaştığımız zaman hissettiğimiz hüzün dışında öyle çok derinden bir aidiyet duygusu olmuyor maalesef. Mesela baba tarafından dedemlerin Selânik yakınlarında Kılkış’ta bir çiftliği olduğu söylenirdi. Ben Kılkış’a yağmurlu bir günde gittiğimde bambaşka bir bölge ile karşılaştım. Bizimkilerin oraları terk edişlerinden sonra neredeyse 100 yıl geçmişti. Ne bir iz ne de başka bir şey vardı. İstanbul’da doğdunuz. Çocukluğunuzun İstanbul’u nasıldı? O günlerden bugüne kalanlar neler? Dünyaya geldiğim 1960’lı yıllarınnebilir. Nüfusun artışı ile birçok yerde bu homojen yapı ortadan kalktı. Şehir eski yerleşim alanlarından dışarılara doğru adeta taştı. Bugün birbirlerinden çok farklı özellikleri olan birden fazla İstanbul bulunuyor. Türkiye’nin en köklü okullarında eğitim gördüğünüzü biliyoruz. Eğitim hayatınız size nasıl bir yön verdi? başlarında İstanbul’un nüfusu 2 milyon civarında idi. Gençlik yıllarımın geçtiği 1980’li yıllarda nüfus 5 milyon civarına varmıştı. Bu rakamların da gösterdiği gibi çocukluk ve gençlik yıllarım daha sakin bir İstanbul’da geçti. Kış aylarında Fatih’te, yazları da daha çok Florya Şenlikköy’de bulunurduk. Her iki bölgede o zamanlar mahalle kültürünün etkin olduğu yerlerdi. Bu halin insana verdiği
bir güven vardı. Bilemiyorum belki de ben öyle hissederdim. Bugün bile şartlar değişse de Florya Şenlikköy’e gittiğimde benzer bir hissi yaşarım. Fatih’te de çocukluğumun şartları çok değişmiş olsada benzer duyguları hissettiğim söyle Ortaokul ve liseyi Galatasaray Lisesi’nde okudum. Burada Fransız kültürü ile temas etme imkânımız oldu. Hocalarımızın bir kısmı Fransızdı. Ama Galatasaray, Fransızca eğitim yapsa da yine de millî özellikleri kaybolmamış bir lisedir. Bizim tek şanssızlığımız, lisede…