
“Yaşanan gelişmeler dünyanın jeo
politik ‘dehşet dengesi’ çağına girmiş
olduğunu gösteriyor. Bu imkan aynı
zamanda Türkiye ekonomisi için de
büyük bir fırsat sunuyor”
Bu yüzden ABD Başkanı Donald
Trump, Beyaz Saray’a döndüğünde
toprak iddiası ve ekonomik tehditleri
dillendirmeye girişti ve Kanada, Grön
land, Panama Kanalı ve Gazze Şeridi’ni
doğrudan Amerikan kontrolü altına al
mak istediklerini açıkladı.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından
güvenliğini Washington’a ve ABD’nin
patronluğunu üstlendiği NATO’ya
emanet eden Avrupa panikle yeni bir
güvenlik inşası arayışına girmiş görü
nüyor. Bu süreçte, Türkiye önemli bir
güç olarak öne çıkıyor. Şöyle ki; Av
rupalı müttefiklerine meydan okuyan
Trump yönetimi, Avrupa’nın güvenliğe
ilişkin vizyonunu net biçimde göster
di. Brüksel’in yani AB ülkelerinin te
dirginliği had safhada. Ama ABD’siz
bir NATO hayaline kapılan Avrupa’nın
yeni güvenlik mimarisinin inşasında
basiretli davrandığını söylemek de pek
mümkün değil. Bu jeopolitik gerilimler
içinde NATO’nun ikinci büyük gücü
olan Türkiye’nin, Avrupa’nın ve bölge
nin güvenliği ile istikrarı açısından ne
derece önemli ve caydırıcı bir rol oy
nayacağı açıktır.
Geçmişte bu türden yakın ve sı
cak tehditlerin ortada olmaması Tür
kiye’nin Avrupa nezdindeki öneminin
görülmemesine yol açmış olabilir. Tür
kiye Avrupa’nın savunma kapasitesini
güçlendirme çabalarının dışında bıra
kılmış olabilir ama artık yeni bir döne
min başladı.
Açık olan şu ki; Türkiye, diğer bir
çok NATO üyesinin aksine, Varşova
Paktı’nın dağılmasından sonra da si
lahlı kuvvetlerine yatırım yaptı. Buna
mecburduk çünkü, Ortadoğu’da ya
şanan istikrarsızlık, Ege’de yaşanan
ihtilaflar ve sınırlarımıza yönelen terör
tehdidi, bunu zorunlu kılıyordu. Türki
ye, son 20 yılda büyük başarıya imza
attığı yerli ve milli savunma sanayii
ürünleriyle göz dolduruyor. Ayrıca,
pek çok silah ve mühimmat üretimiy
le de birçok ülkenin ilgi odağı haline
gelmiş durumda. Türkiye’nin 2024’te
180 ülkeye 300’den fazla savunma
ürünü ihraç etmiş olması, bu alanda
ki başarısının göstergesi. Yaşanan baş
döndürücü gelişmeler, Kuzey Atlantik
İttifakı’nın çatırdamaya başladığını ve
dünyanın jeopolitik ‘dehşet dengesi’
çağına girmiş olduğunu gösteriyor. Ve
yine görünen o ki, Türkiye bu çağın en
önemli aktörlerinden biri olmaya aday.
Bu imkan aynı zamanda Türkiye ekono
misi için de büyük bir fırsat sunuyor.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğan’ın işaret ettiği gibi bu tarihsel
süreç Türkiye’nin Avrupa Birliği ile en
tegrasyonuna katkı sağlayabilecektir.
Türkiye’nin, Avrupa ve dünyanın yeni
güvenlik mimarisi açısından, her za
mankinden daha da önemli bir hale
geldiği kanaatindeyiz.
Diğer yandan, Türkiye’nin hem ABD
hem Rusya hem de Avrupa Birliği ile
yakın ilişkileri, küresel barışın ve istik
rarın tesisinde ve korunmasında güçlü
bir fırsat oluşturuyor. Dolayısıyla önü
müzdeki süreçte Türkiye’yi dışlayan
siyasi körlüğünden kurtulması, Avrupa
ve dünya için vazgeçilmez bir öneme
sahip olacaktır.
20 yıldır bitirilmeyen katılım mü
zakerelerinin pratik adımlarını atmanın
zamanı çoktan gelmiştir.
Yeni dünya paradigması Türkiye’nin
geleceği için önem taşıyor. Türkiye bü
yük ve yerli savunma gücüyle, dirençli
ve potansiyeli yüksek ekonomisiyle,
sahip olduğu jeostratejik önem ve eş
siz coğrafi konumuyla dünyanın iddialı
üretim üslerinden biri olacaktır. Biz Türk
iş dünyası olarak buna inanıyoruz.