TÜRKİYE’NİN GİRİŞİMCİ GÜCÜNÜ, KATAR’IN SERMAYE BİRİKİMİ İLE SOMUT PROJELERE ÇEVİRELİM

Katar ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl görüyorsunuz?
Katar ve Türkiye sadece ticari köprülerle birbirine bağlanmış iki millet değil, aynı zamanda kardeşlik köprüleriyle de mesafeleri aşmayı başarmış iki dost ülkedir. Bunu dünyanın politik ikliminin karışık olduğu şu günlerde daha da açık görüyoruz. Bizi iş dünyası olarak sevindiren husus, bu kardeşliğin ticarî ilişkilerimize de yansımış olmasıdır. Katar ve Türkiye’nin sıkı siyasi işbirliği, kararlılıkları bu noktada ön açıcı olmuştur. Bizim şimdiki amacımız hızla gelişen ticarî bağlarımızı stratejik ortaklık seviyesine çıkarabilmek, kopmaz bir hale getirebilmek olmalıdır.
İki ülkenin ekonomik ilişkilerini incelediğimizde, oldukça canlı bir ilişkimiz olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde Katarlıların Türkiye’ye ilgisi de oldukça yüksek… Karşılıklı ticaret hacmimiz de 2018 yılında tarihinde ilk kez 1.4 milyar dolar oldu. Bir önceki yıl, yani 2017’de bu hacim 913 milyon dolar idi. Bizim için önemli olan bu hacim içinde Türkiye’nin ihracatıdır. Türkiye, 2017’de 649 milyon dolarlık, 2018’de ise 1.1 milyar dolarlık ihracatta bulundu. Bu durum bizim için sevindiricidir. Biz bu veriler ışığında, iki ülke arasındaki ticaret hacminin birkaç yıl içinde 5 milyarı aşacağına inanıyoruz.
Diğer taraftan önemli sermaye birikimi bulunan Katar’ın Türkiye’deki yatırımlarının değeri 20 milyar doları geçmiş bulunuyor. Odamızın kayıtlarına göre İstanbul’da 100’ü aşkın Katarlı firma bulunuyor. İki ülke liderlerinin iyi ilişkileri yatırımlara da yansıdı. Katar Emiri’nin özel yatırımları da bulunuyor. Ayrıca işbirliğimiz savunma sanayiinde önemli meyveler veriyor.
Diğer taraftan 2018 itibariyle Katar’da 180’in üzerinde Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Firmalarımızın üstlendikleri projelerin değeri ise 17.4 milyar doları geçmiş bulunuyor. Bu rakamlar şunu gösteriyor, Katar ile Türkiye dostluklarını ticarete yansıtmayı başarmış iki dost ülkedir.
Yeri gelmişken şunu belirtmek isterim: Katar önemli bir dönüşümün eşiğinde. Enerjiye bağlı bir ekonomi olmaktan çıkıp; imalat sanayinde, turizmde ve diğer sektörlerde büyümek istiyorlar. Türkiye ise bu dönüşümü büyük ölçüde başarmış, dünyada kabul görmüş bir sanayi ülkesi. 170 milyar dolara yaklaşan ihracat rakamlarına imza atıyoruz. Turizmde, inşaatta, finansta, lojistikte küresel liderlik için yarışıyoruz. Dolayısıyla Katar ile Türkiye, potansiyellerini birleştirebilirlerse, hem kendileri hem de İslam dünyası ve coğrafyamız için büyük gelişmeler sağlayabiliriz.

Katar ve Türkiye arasındaki yatırım fırsatlarını değerlendirir misiniz?
Biraz önce ifade ettiğim gibi Türkiye’nin tecrübesi ve girişimcilik gücü ile Katarın sermaye birikimi ve enerji kaynaklarını somut projelerle bir araya getirebiliriz. Daha doğrusu, bu konudaki çalışmalarımızı çok daha üst düzeylere çıkartabiliriz. Böylece iki ülke ekonomisi de birbirinin manivelası olabilir.
İstanbul Ticaret Odası olarak Katar’la ticari ilişkiler noktasında üç aşamalı bir stratejimiz var. İlk olarak Türkiye ile Katar arasındaki ticareti artırarak firmalarımızı ticari partner yapmak için temaslarımızı yoğunlaştırmak. İkinci olarak Katarlı dostlarımızın ülkemizdeki daha fazla şirkete ortak olmasını sağlayacak yuvarlak masa toplantılarını organize etmek. Üçüncüsü ise Katar’ın uygulamakta olduğu 2030 ekonomik dönüşüm programı noktasında kendileriyle daha fazla tecrübe paylaşmak. Özellikle Katar’daki sermaye potansiyelini kullanarak uygun sektörlerde sanayi tesislerinin hayata geçmesini arzu ediyoruz.
Diğer yandan, biliyorsunuz Katar, 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak. Bu dev organizasyon için 170 milyar dolarlık alt ve üst yapı yatırımı gerçekleştirecek. Bunu da ticari ilişkilerimiz için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bu noktada Türk müteahhitlerimiz sahip olduğu deneyim ve know how’ı Katarlı firmalarla paylaşabilir. Keza bugün dünyanın en büyük müteahhitleri listesinde ülkemiz ikinci sırada yer alıyor. Katar’daki projelerde de kendilerini ispatladılar. Şimdi bu projeleri çok daha yükseğe çıkartabiliriz.
Bu arada tarım, otomotiv yan sanayi ve savunma sanayi gibi alanları da unutmamalıyız. Biliyorsunuz, savunma sanayiinde ciddi ilişkilerimiz mevcut. Katar, zırhlı araçlardan İHA’lara kadar birçok savunma sanayii ürünümüzün ciddi alıcısı durumunda. Ayrıca savunma sanayimizin güçlü şirketi ASELSAN’ın da Katar’da önemli ortak yatırımları bulunuyor.
İnanıyoruz ki ticaret hacmimizin artması hem karşılıklı olarak ülkelerimizin hem de tüm İslam aleminin kalkınmasında önemli birer sıçrama noktası olacaktır.

HEDEFİMİZ YILLIK EN AZ %5 BÜYÜME OLMALI

Yakın bir zamanda İstanbul Ticaret Odası Başkanı olarak seçildiniz. Hedefleriniz nelerdir? Türkiye’de mevcut dönemde ticaret gerçekliğini nasıl görüyorsunuz?
İstanbul Ticaret Odası 400 bini aşan üye sayısıyla dünyanın en büyük Odalarından biri. Bu manada hedeflerimiz yüksek, sorumluluğumuz büyük. Üyelerimizin teveccühüyle geldiğimiz bu makamda özellikle küresel odaklı adımlarımızı daha da ileri taşıma gayretindeyiz. Çünkü küreselleşen ve değişen dünyada Türkiye’nin buna ihtiyacı var.
Biz dört ayaklı bir stratejide ilerliyoruz. İstanbul’un marka değerini yükseltmek, uluslararası köprüleri sağlamlaştırmak, üyelerimizin taleplerine çözüm odaklı yaklaşım sergilemek ve yenilik ekonomisi ile AR-GE çalışmalarını hızlandıracak adımlar atmak. Şimdi bunlarla ilgili somut bazı bilgiler vermek istiyorum:
Öncelikle belirteyim ki, üyelerimizin markalaşması ve pazarlama yeteneklerini geliştirmesi bizim için son derece önemli. Bu bağlamda pazarlama biliminin yaşayan efsanesi Profesör Philip Kotler’i ve dört duayen ismi daha İstanbul’da ağırladık. İTO’nun ev sahipliğinde İstanbul’da yapılan World Marketing Summit, İstanbul’u dünyanın gündemine taşınması ve Türk işadamlarına kalıcı vizyonlar kazandırması bakımından son derece başarılı geçti. 5 binin üzerinde katılımın sağladığı etkinlik girişimcilerimize ve gençlerimize yeni vizyon kazandırdı. Şimdi aynı nitelikte konularla bu süreci devam ettiriyoruz.
Girişimcilik merkezimiz gibi faaliyette bulunan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezimiz (BTM) ile de fikri olan girişimcilerimizi yatırımcılarla buluşturuyoruz.
Bu bağlamda okul-sanayi işbirliğini çok önemsiyoruz. Tüm gelişmiş ülkelerde mesleki eğitim, meslek örgütleri tarafından yürütülür. Biz bu konuda önemli bir çalışma başlattık. İstanbul’un odaları olarak şehrimizdeki meslek liseleri himayemize aldık. Bu projemiz, TOBB tarafından da beğeniyle karşılandı. Milli Eğitim Bakanlığımızla işbirliği yaparak, tüm Türkiye’ye yaygınlaştırma kararı aldı.
İstanbul Ticaret Odası olarak 2019 yılını “Ekonomide Global Nefes: İhracat Yılı” olarak ilan etmiş bulunmaktayız. Bu çerçevede, üyelerimizi ihracat ile tanıştırıyor, ihracat yapma potansiyellerini artırıp destekliyoruz.
İhracata İlk Adım Projemiz yeniden devreye aldık. Böylece hayatında hiç ihracat yapmamış ya da bir sebeple ihracat yapmaya ara vermiş firmalarımıza ihracat konusunda gerekli desteği veriyoruz.
Küresel rekabette fuarcılık atağıyla yerimizi sağlamlaştırıyoruz. Bu bağlamda ihracatı artıran bir numaralı etkinlik olan yurtdışı fuarlar ile ilgili çalışmalarımız, hız kazanarak 2019 yılında da devam ediyor. Bu yıl tam 38 fuara, 900 firmamız ve 17.000 metrekarelik alanla katılıp Türk ürünlerini teşhir ediyoruz.
Diğer taraftan Çin Açılımı ve Afrika Açılımı yapıyoruz. Böylece Çin ve Afrika’da Türk işadamlarının pazar edinmesini sağlamayı hedefliyoruz. Bu konuda Ticaret Bakanlığımız ile işbirliği içinde etkin bir yol haritası oluşturuyoruz. Afrika’yı çok önemsiyoruz. Çünkü Afrika’yı da tıpkı Asya ülkeleri gibi gelecek 10 yılın en iyi pazarı olarak görüyoruz.
Son olarak İstanbul Ticaret Odası olarak, e-ticaret, e-ihracat, dijital dönüşüm ve dijital pazarlama konularına büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda eğitim programlarının yanı sıra ciddi projeler hayata geçiriyoruz.

İstanbul Ticaret Odası, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük ticaret odalarından biri. Avrupa’nın ise en büyük iki ticaret odasından biri. İTO’nun uluslararası kimliğinden bahseder misiniz?
Kuşkusuz İstanbul 8500 yıllık geçmişiyle kadim bir ticaret ve medeniyetler başkenti, 130 ülkeden daha büyük ekonomisiyle bir fırsatlar coğrafyası. Bugün uçağa binip 4 saat uçarak 50’den fazla ülkeye, 1,5 milyarlık bir dünya nüfusuna ulaşabilirsiniz. Bu muazzam bir potansiyel.
Diğer yandan bu şehir küresel ölçekli yatırımlarıyla, mega projeleriyle ve dinamik nüfus yapısıyla da geleceğin ticaret başkenti vizyonunu şimdiden ortaya koyuyor. İki kıtayı birbirine sıkı sıkıya bağlayan milyar dolarlık projelerimiz bunun en somut kanıtı.
İşte temsil ettiğimiz böylesi önemli büyüklükler, böylesi köklü bir mazi olunca İstanbul Ticaret Odası olarak biz de çalışmalarımızın odağına küresel ölçekli projelerimizi koyuyoruz. Sadece İstanbul iş dünyasını etkileyecek faaliyetlerde bulunmuyoruz, aynı zamanda tüm ülke ve hatta yakın coğrafyamıza değer katacak adımlar atmanın hassasiyetini taşıyoruz. İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, Teknopark İstanbul, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi gibi dev projeler bunlardan bazıları.
Üyelerimizi dünyaya açacak faaliyetlere önem veriyoruz. Bu çerçevede yılda 38 uluslararası fuar organizasyonuna imza atıyoruz. Odamızda 150’ye yakın uluslararası heyeti ağırlıyoruz. Her yıl sektör temsilcilerimizin katılımıyla 100 civarı Pazar araştırma ziyareti düzenliyoruz. Türk Yan Sanayi Borsamızla küresel ana sanayicilerimizle yerli tedarikçilerimizi aynı masada buluşturan 3.500 ikili görüşmeye imza atıyoruz.
Ayrıca pek çok uluslararası kurum ve kuruluşla da paydaşlık ilişkilerimizi en üst düzeyde tutuyoruz. Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME) ve Avrupa Odalar Kulübü gibi çok uluslu yapılarda iş dünyamızı temsil ediyoruz.
Bunun gibi pek çok faaliyetle birlikte, ticaretin sınırları aştığı bir zaman diliminde, biz de üyelerimizin önündeki tüm sınırları kaldırmak için çalışıyoruz.

Bir cevap yazın