Bu motora yüreğimizi koyduk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın inisiyatifiyle kurulan Anadolu, BMC, Kıraça, Turkcell ve Zorlu’dan oluşan beşli konsorsiyum kolları sıvadı ve yerli otomobilin 2021’de yollarda olması ve vatandaşın beğenisine sunulması bekleniyor. Faaliyet alanlarını ve Türkiye pazarına sunduğu hizmeti konuşmak için BMC firmasının BMC POWER Motor AŞ Genel Müdürü Osman Dur İstanbul Today’e açıklamalarda bulundu sorularımızı cevaplandırdı.

Neden Türkiye kendi markasını üretmelidir?” sorusuna verilecek en güzel cevap “Her ülke kendi yerli üretimini artırmak ve kendi markasını oluşturmak ister” şeklindedir.
Peki Türkiye yerli otomobil projesini neden şimdi başlatmalı? Büyük üreticilerin yüz yıla yakın tecrübeleri varken Türkiye bu rakiplere karşı rekabet edebilir mi? Türkiye kendi arabasını yapabilir mi? Bu gibi birçok sorunun cevabı küresel otomotiv sektörünü iyi analiz etmek ve sektörü iyi anlamaktan geçiyor. Sektör incelendiğinde gelecek yirmi-otuz yıl içinde elektrikli, otonom ve paylaşılan arabalardaki gelişmeler otomobil dünyasında kartların yeniden dağılmasına neden olacaktır. Bu değişimleri yakalayan firmaların ön plana çıkacağı ve pazar paylarını büyüteceği anlaşılmaktadır. Türkiye’nin yerli otomobilinin tam da bu değişimlerin başladığı bir zamanda pazara iniyor olmasının aslında yüz yıllık tecrübeye sahip rakiplerle rekabet edilmesi noktasında bir avantaj sağlayacağı düşünülüyor.
Türkiye son zamanlarda katma değeri yüksek ürünler üretme stratejisinde yoluna devam ediyor. Bu ürünlerden birisi de şüphesiz yerli otomobil. Yerli otomobil atağının çok önceden atılmış olması gereken hatta geç kalınmış bir girişim olduğunu yakın dönem Türkiye tarihini bilenler az-çok fark edeceklerdir. Türkiye’nin gerek bu konudaki tecrübesi gerekse imkanları yerli otomobil projesini gerçekleştirecek yeterliliğe sahiptir. Türkiye’de üretilen yaklaşık iki milyon araba bunun en önemli göstergesi. Yerli otomobil üretimine başladığında Türkiye’de rekabet daha da artacak, bu durum kaliteyi ve hizmeti daha üst seviyelere çekecektir. Diğer markaların ürettiği arabalar Türkiye açısından önemli ve değerli fakat Türkiye’nin bir adım daha yukarı çıkarak araba üretim üssü olma stratejisini yerli araba sahibi olmayla kuvvetlendirmesi gerekiyor. Kendi arabasını üreten Türkiye uluslararası alanda daha güçlü olacaktır.

Sayın Osman Dur, 2018 yılı için özellikle sanayi ve sektörünüz bakımından değerlendirmenizi ve 2019 beklentilerinizi alabilir miyiz?
2018 hem dünyada hem Türkiye’de gerçekten zorlu bir yıl oldu. Uluslararası ilişkilerdeki gelişmelerin ekonomiye etkisi de büyük oldu. Bununla birlikte, piyasalarda yaşanan bu sorunlar firmaları farklı çözüm arayışlarına zorladı ve 2019 yılına daha hazırlıklı girmelerine fırsat sağladı. Bu süreçte katma değerli ürün geliştirmenin önemi daha da net anlaşıldı. Rekabetçi çözümler elde edebilmek için üretim kabiliyetinin yanında, akademik camianın koyacağı katkının da çok kritik olduğu en azından bizim çalıştığımız firmalar tarafından fark edildi.
Bizim 2018’de en yoğun uğraş verdiğimiz konulardan biri, akademik dilin sanayi diline dönüştürmek için yaptığımız çalışmaydı. Söyle ki; firmamızda çalışan mühendislerin hepsi güçlü akademik altyapıya sahip olmakla birlikte uluslararası mühendislik ve sanayisi tecrübesine de sahiptirler. Bu kadro ile her gün sanayinin içindeyiz. Bu vesile ile hem sanayi hem de akademik camianın dilini anlayabiliyor, onlarla rahat diyaloga geçebiliyoruz. İki taraf arasında gerçekleştirdiğimiz ziyaretler, oluşturduğumuz paylaşım ortamları vasıtası ile birlikte çalışabileceğimiz, teknik anlamda geliştirildiğinde ülkemizde katma değer oluşturacak fırsat alanları oluşmasına vesile oldu. Bu alanlarda somut ilerlemeler elde etmek, kritik teknolojiler geliştirmek için bazı projeler başlattık. Bu çalışmalar vasıtası ile sanayi ve akademik camianın birlikte çalışma kültürünü daha da pekiştireceğine, tüm tarafların ve özellikle ülkemizin kazançlı çıkacağı sonuçların elde edileceğine inancım tamdır.
Bu kapsamda, 2019’da da, bizim gibi mühendislik altyapısı güçlü firmalara çok iş düştüğünü; iyi değerlendirildiği takdirde, tüm paydaşların daha başarılı sonuçlar elde edeceğini düşünüyorum.
Bize öncelikli olarak çalışma alanları, kapasite, çalışan sayısı, mühendis sayısı gibi konularda BMC Power hakkında bilgi verir misiniz?
BMC Power, yerli ve milli motor ve güç aktarma organları geliştirme, tasarlama üzerine kurulmuş bir mühendislik firmasıdır. Bugün 150 mühendise sahibiz ancak yakın zamanda 350 kişilik bir ekibe ulaşmayı hedeflemekteyiz. BMC Power’ın öncelikli misyonu ürün geliştirme konusunda kabiliyetli bir ekibin ülkemize kazandırılmasını sağlamaktadır. Bu misyonun ilk çıktısı olarak, 2017 yılında geliştirme çalışmalarına başladığımız Ağır Ticari Vasıta 600 beygirlik motorumuzun ilk prototipinin ateşlemesini Temmuz 2018’de başarıyla gerçekleştirdik. 600 beygirlik bu motorumuzun geliştirilmesi esnasında kazandığımız tecrübeyi daha da geliştirerek ülkemizin mevcut ihtiyaçlarını karşılamak üzere 380, 1000 ve 1500 beygir ve daha yüksek güç paketlerini geliştirme çalışmalarını kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bunlara ek olarak, önümüzdeki dönemlerde denizcilik ve raylı sistem sektöründe kullanılacak güç paketleri geliştirilmesi için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla birlikte, ifade etmek gerekir ki, pistonlu sistemler için pazar gittikçe daralmakta ve bu yüzden yeni alanlara yönelmek gerekiyor. Özellikle küçük araçlarda pazar elektrik ve hibrit teknolojilere kaymaktadır. Mühendislik firması olarak bizde, gelecekte bu pazarda da yerimizi almak için yeteneklerimizi artırmayı hedefliyoruz. Firma olarak amacımız, tasarım, entegrasyon ve test alanlarında kabiliyetlerimizi artırmak ve üretim için Anadolu’daki şirketlerimizin üretim altyapılarını kullanmayı planlıyoruz ve prototip üretimler aşamasında da oldukça iyi geri dönüşler aldık. Bu durum ülkedeki sanayi altyapısının daha etkin kullanılmasına ve istihdamın Anadolu’ya yayılmasına imkan sağlamaktadır.
Protip üretimler esnasında Anadolu firmalarımızla yaşadığımız en büyük sorunun firmalarımızın çok güçlü üretim altyapısı olmasına rağmen bir o kadar da zayıf mühendislik kabiliyeti olduğunu gördük. Bu durum ise bizleri, rekabetçi bir ekosistem oluşturmak için üretim mühendisliği konusunda eksiklikleri olan tedarikçi şirketleri akademik olarak desteklemek için çalışmalar yapmaya yönlendirdi.
Bu çerçevede sanayi odalarımızla bizim ihtiyacımıza uygun üretim altyapısı olan sanayicilerimizi tespit etmek, üniversitelerimizle ise bizim ürünlerimizin tasarım ve imalat mühendisliği alanında çalışmaları olan akademisyenleri belirlemek için seri toplantılar yapmaya başladık ve bu vesile ile Anadolu’nun her bölgesindeki üniversite ve sanayi odalarıyla bir dizi toplantılar gerçekleştirdik. Bir taraftan bu toplantıları sürdürürken bir taraftan da hocalarımızla sanayicilerimizi eşleştirmeye çalışıyoruz. Ve gördük ki, hiç beklemediğimiz bölgelerde bizim alanlarımızda çok güçlü hocalarla sanayicilerle karşılaştık. Bu çerçevede hocalarımızın ve beraberinde çalıştırdığı daha sonra biri sanayici tarafından diğeri de üniversite tarafından istihdam edilmek üzere seçilmiş öğrencilerimizin maliyetleri bizim tarafımızdan karşılanarak sanayicimize destek olmasını ve sanayicilerimizin de bu kapsamda, küçük miktarda yatırım desteği, yetişmiş mühendis desteği ve bu mühendislerin yurtiçi ve yurtdışı eğitim desteğini sağlamakla çok verimli bir süreç başlatmış olduk. Özetle hem tedarikçilerimizin mühendislik kabiliyeti gelişmeye başladı, hem de akademisyenlerimiz birikimlerini ürüne ve katma değere dönüştürmeye vesile oldu. Ve daha önemlisi bizim alanlarımızda, hem akademik camiada dünyadaki araştırma ve gelişmeleri takip eden akademisyenler hem de sanayide imalat mühendisliği alanında kabiliyeti olan imalatçıların ortaya çıkması sağlanmış oldu. Üniversite ve sanayinin kabiliyetlerinin bir araya gelmesiyle dünyadaki yeni gelişmelerin ürüne entegre edildiği ve ürünün yeni versiyonlarının dünyadaki gelişmelere ayak uydurduğu bir ekosistemin oluşması sağlanmış oldu.

Demir-çelik, elektrik, elektronik, petro-kimya ve cam gibi sektörlerin üretimlerinden faydalanan otomobil üretimi başta ulaştırma, turizm ve savunma sanayii gibi birçok sektörün gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Büyüyen ve güçlenen Türkiye,nin de buna duyarsız kalmaması gerekmektedir.


Medyada “Türkiye’de dizel motor problemi bitmiştir.” sözlerinizi gördük. Dediniz ki, “Yerli, her şeyi bize ait motor tasarlayıp üretebilecek durumdayız.” Bu konuda ayrıntılı bilgi verir misiniz?
Biliyorsunuz motor teknolojileri 100-150 yıllık bir geçmişe sahiptir. Biz bu işe girdiğimizde gördük ki, Türkiye’de üretim kabiliyet ve altyapısı oldukça güçlü ve sanayicilerimizi desteklediğimizde, dünya standardında üretim yapabilecek güce erişebilirler.
Bizim en büyük sıkıntımız, belirli alanlarda insan kaynağı eksikliği ve bu alanlarda üretim teknolojilerini kullanarak üretim yapan firmaların olmamasıydı. Biz bu projelerle birlikte, motor için olmazsa olmaz dediğimiz parçalarda dışa bağımlı olmadan, tüm bilgi birikimi bize ait motorlar geliştirme çalışmalarına başladık. Bu projelere başladığımızda, bazı parçalar Türkiye’de üretilmiyordu. Buna dair bilgi birikimi de yoktu. Biz bu üretilmeyen parçaları, akademisyenlerimiz, mühendislik firmalarının desteği ve yerli sanayici ve girişimcilerimizin desteği ile Türkiye’de üretmek üzere gerekli adımları attık. Bu projelerin tamamlanması sonucunda Türkiye artık pistonlu motor veya içten yanmalı motor teknolojilerinde dışa bağımlı bir ülke olmaktan çıkmış olacaktır.

“Yerli ve milli teknoloji” konusunda görüşleriniz ilgi topluyor. Üniversite ve sanayi işbirliği konusuna özel önem gösteriyorsunuz. Mesela, “Motor yapmak sadece sanayici ya da sadece akademik camianın işi değildir.” diyorsunuz. Yerli ve milli teknoloji nasıl üretilebilir? Görüşlerinizi alabilir miyiz?
Bizim edindiğimiz gözlemlere göre; Üniversite-Sanayi işbirliği hakkında iki tarafın hak ve hukukunu koruyarak bir ara gelip çalışabileceği sağlıklı bir model oluşturulabilmiş değil. Bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Akademisyenlerin bilgilerini verdikleri zaman haklarını alabilmesi; sanayicilerin de gerekli sermayeyi veya üretim altyapısını koyduğu zaman bundan elde edebileceği kazanımı elde edebilmesi lazım. Ben, Üniversite-Sanayi işbirliği meselesini 15 yaşında birbirini sevmiş ama 80 yaşında dahi birbirlerine kavuşamamış ve herkesin diline düşmüş iki insanın hikâyesine benzetiyorum. Bu konunun en üst düzeyde ele alınmalı. Herkesin kendi kabiliyetleri doğrultusunda rolünü üstlenip gerekli mevzuat için ortak bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Dünyadaki yeni gelişmeleri takip etmek zorundayız. Akademik araştırmalarla sanayicilerimizi desteklemek zorundayız. Bu anlamda da, ne sanayici tek başına bir iş yapmalı ne de üniversiteler tek başına araştırma yaptığıyla kalmalı. Bunun için de mecburen akademik camia ve sanayiciler bir araya gelmek durumundadır. Hocalarımız eğitimden başını kaldırıp araştırmaya zaman ayıramıyorlar, araştırmaya yüklendiklerinde de eğitimin kalitesi düşüyor. Belki de eğitim-öğretimci ve araştırma-geliştirmeci olarak hocalarımızı sınıflandırmamız lazım ki akademik camianın birikimlerini daha iyi kullanabilelim.

2019 için ve daha orta vadede BMC Power’ın nerede olmasını, neler yapmasını hedefliyorsunuz?
BMC Power, ürün geliştirme alanında mühendislik firması olarak kalma düşüncesiyle; bugün ağır vasıta ve savunma sanayine yönelik güç paketi geliştirme çalışmalara ek olarak, bu yıl ve yakın gelecekte denizcilik, raylı sistem sektörlerinde dizel, hibrit ve yeni teknolojileri kullanan güç paketleri geliştirme çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir.

Bir cevap yazın